Geçtiğimiz yıllarda İngiltere’de yalnızlık sebebi ile intihar edenlerin sayısı bir yılda 5800’leri bulunca “Yalnızlık Bakanlığı” kurulmuştu.
25 Şubat 2021 tarihli gazeteler de ; Japonya’da koronavirüs sebebiyle uygulanan izolasyon sonucu meydana gelen yalnızlık nedeni ile binlerce insanın intihar ettiğini, dolayısıyla Başbakan Yoshihide Suga’nın Tetsushi Sakamoto’ yu “Yalnızlık Bakanlığı”na atadığını yazıyordu.
Yeni atanan bakan; “ülke vatandaşları arasında yalnızlığı ve sosyal izolasyonu azaltmakla görevli olduğunu, bu konuda bir strateji ortaya koymak ve insanlar arasındaki bağları korumak için faaliyetler gerçekleştirmeyi umuyorum” diye beyanat vermişti.
Yalnızlık… Hakikaten çok zor bir şey. Kimseyle görüşememek, hiç kimse tarafından aranılmamak… Günlerce, aylarca yalnız yaşamak. İşte insanlar buna tahammül edemiyerek intihara kadar gidebiliyor. Bazı kimseler evcil hayvanlarla bu yalnızlığını unutmaya çalışsa da yalnızlık; insanlığın bu asırda içine düştüğü büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Peki bunun çaresi nedir?..
Çaresi; muhabbet, kardeşlik, dostlarla sık sık görüşmek…
Aslında güzel dinimiz bu hususta ondört asır öncesinden koyduğu prensiplerle yalnızlığa karşı emir ve tavsiyelerde bulunmuştur. Peygamberimiz (asm); Cenab-ı Hak’kın “Cemaatle Cuma Namazı kılmak her Müslümana farzdır.” emrini hatırlatarak, Cuma günü Cuma namazını Cami ve mescidlerde cemaatle kılmayı emretmiştir.
” Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda hemen Allah’ı anmaya koşun; işi, alış verişi bırakın! Eğer bilirseniz sizin için hayırlı olan budur .”.(Cuma suresi 9)
Yine aynı şekilde Ramazan ayı boyunca kılınan Teravih namazlarının da cemaatle kılınması tavsiye edilmiştir. Bu şekilde kılınan teravihlerle mescidler şenlenmektedir.
Bunun pek çok hikmetinden birisi insanların yalnızlıktan kurtularak cemaate dahil olması eşi dostuyla görüşüp ferahlaması içindir.
Yine Peygamberimiz (asm) Sıla-i Rahîm’i tavsiye etmiştir. Yani akrabalarımızı arayıp sormak, sık sık ziyaret etmek, onların gönlünü almak.
Dini bayramlarda da en çok hatırlatılan anne baba başta olmak üzere tüm yakınlarımızın ziyaret edilmesidir. Malumdur ki ; “Akrabalarıyla sık görüşenin ömrü uzun olur” denilmiştir.
Son yıllarda Kanada ve İskandinav ülkeleri gibi ülkelerde uygulanan bir proje de; huzur evlerinde bulunan yaşlılar ile yetimhanedeki küçük çocukları buluşturarak, yaşlı insanları yalnızlıktan kurtarıp, özlem duydukları torun sevgisine kavuşturmak, öte yandan küçük yavruların da arzuladıkları büyükanne ve büyükbaba sevgisinin eksikliğini gidermektir..
Dolayısıyla Saadet-i dareyn denilen hem dünya ve hem de ahiret saadetine nail olabilmek ve mutlu yaşamak için her zaman dost ve akrabalarımızla görüşmemiz gerekmektedir.. .
Salih SÜTÇÜOĞLU