Esra Akgun
  1. Haberler
  2. Bir Masalın İçinde Kaybolmak: “Fısıltı Korusu”

Bir Masalın İçinde Kaybolmak: “Fısıltı Korusu”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bir süre kıpırdayamazsınız. Gözleriniz satırlardan uzaklaşsa da kalbiniz hâlâ oradadır… İşte Fısıltı Korusu tam da böyle bir kitap. Patti Callahan Henry’nin kaleminden çıkan bu roman, savaşın gölgesinde çocukluğun kırılganlığını, kardeşliğin sarsılmaz bağını ve hikâyelerin iyileştirici gücünü anlatıyor. Üstelik bunu öyle naif, öyle içten bir dille yapıyor ki; bir tarihî roman olmaktan çok daha fazlasına dönüşüyor.

1939’un sonbaharında İngiltere’nin üzerine çöken savaş karanlığı, Hazel ve küçük kız kardeşi Flora’yı da içine çekiyor. Londra’dan kırsala, hiç tanımadıkları bir ailenin yanına gönderiliyorlar. Geride bıraktıkları sadece anneleri değil; güven duygusu, tanıdık sokaklar, çocukluklarının parçaları da orada kalıyor.

Hazel, küçük kardeşinin korkularını bastırmak, ona umut vermek için bir masal dünyası yaratıyor: Fısıltı Korusu. Bu hayali yer, iki kardeşin sığınağı haline geliyor. Ama bir gün bir anlık dikkatsizlik, her şeyi sonsuza dek değiştiriyor… Flora bir nehir kenarında kayboluyor. Onu bir daha gören olmuyor.

Yıllar sonra Hazel, Londra’daki Hogan’ın Nadide Kitaplar Dükkanı’nda çalışırken karşısına çıkan bir kitap, geçmişin kapısını aralıyor. Kapaktaki çizim, hikâyenin adı ve içeriği… Hepsi yıllar önce yarattığı o masal dünyasına ait. Peki ya bu kitabı yazan gerçekten Flora mı?

Kitap sadece iki kardeşin hikâyesini değil, savaşın çocuklar üzerinde bıraktığı silinmez izleri de anlatıyor. Bazı çocuklar sevgisiz ailelerin yanında büyürken, bazıları ise bir ömür sürecek dostluklar kuruyor. Fısıltı Korusu, savaşın ortasında bile bir damla sevginin nasıl kök salabileceğini hatırlatıyor.

Patti Callahan Henry, geçmişle bugünü ustalıkla iç içe geçiriyor. Roman boyunca farklı yıllarda ilerleyen anlatım, karakterlerin yaşadığı dönüşümleri daha derinlikli hissettiriyor. Özellikle Hazel’in duygusal yolculuğu, okurun kalbine işliyor. O kayıp sarı bukleli kızın peşinden gitmekten asla vazgeçmeyen abla figürü, çok güçlü ve etkileyici.

Ve kitabın içindeki o alıntılar… Hepsi birer yara bandı gibi.

“Hayat bize en iyi sanatı sunmak için kalbimizi kırar. Bunun neden doğru olduğunu bilmiyorum ama bildiğim her şey kadar doğru.”

“En iyi hikâyeler ruhu inşa eder. Ancak kendimiz hakkında anlattığımız hikâyeler de ruhu yok edebilir.”

İnsanı durup düşündüren, kalbinin derinliklerine dokunan cümleler bunlar.

Bu noktada bir parantez açmak isterim: Arkadya Yayınları. Bu yayınevi, edebiyatseverler için sadece kitap yayımlamıyor; adeta bir duygu evreni kuruyor. Özellikle tarihî roman ve dönem kitaplarında derin izler bırakan eserleriyle öne çıkıyor. Özenle seçilen çeviriler, etkileyici kapak tasarımları ve duygu yüklü hikâyeleriyle her kitabında okuyucusunu kendine bağlıyor. Benim kütüphanemde Arkadya’nın ayrı bir yeri var. Her kitabı, kalbime dokunan yeni bir hikâye oluyor.

Fısıltı Korusu, yalnızca bir roman değil; aynı zamanda bir kardeşlik ağıtı, savaşın gölgesinde hayatta kalma mücadelesi, hatıraların ve hikâyelerin gücüne inanç manifestosu… Okudukça siz de Fısıltı Korusu’na adım atacaksınız ve belki de kendinize ait kayıp parçalarla karşılaşacaksınız.

Son bir not:

Hazel ve Flora gibi çocukların hikâyeleri sadece romanlarda kalmasın. Çünkü gerçek hayatta da nice çocuk, nice kadın bir masala tutunarak hayatta kalıyor. O masalların sesi olmaya devam edelim…

Esra Akgün

Bir Masalın İçinde Kaybolmak: “Fısıltı Korusu”
Yorum Yap
Bizi Takip Edin
Bize Katılın