“Laiklik bir inanç tartışması değil, kadınların eşit yurttaş olarak var olabilmesinin güvencesidir. 8 Mart’ta çiçek değil, eşitlik konuşulmalıdır.”
Yılmaz Özdil bir yazısında laikliği anlatırken isimler sayıyor:
Keriman Halis Ece,
Sabiha Gökçen,
Bahriye Üçok,
Türkan Saylan,
Muazzez İlmiye Çığ,
Suna Kıraç…
Bu isimlerin her biri bir cümledir aslında.
Bir devrim cümlesi.
Bir eşitlik cümlesi.
Bir “ben de varım” cümlesi.
Laiklik kelimesi, Yunanca “laikos”tan gelir; ruhban sınıfına ait olmayan, ayrıcalıklı bir zümreye dahil olmayan, yani “herkes” demektir. Hiçbir imtiyaza yaslanmadan, yalnızca insan olarak var olabilmek demektir.
Cumhuriyet devrimi bu topraklarda kadını kamusal hayata taşıdı. Eğitim hakkı, seçme ve seçilme hakkı, medeni hukuk… Bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı. Hepsi laik hukuk düzeni sayesinde mümkün oldu. Çünkü laiklik; devletin bir inancı dayatmaması, hukukun kutsallardan değil eşitlik ilkesinden beslenmesi demektir.
Laiklik Fransızcadan Türkçeye geçerken “dinsizlik” iftirasıyla karşılandı. Oysa laiklik inanca karşı değil; inancın siyaset ve iktidar aracına dönüştürülmesine karşıdır. İnananın da inanmayanın da güvencesidir.
Ve evet…
Laiklik kadındır.
Çünkü laiklik varsa kadın eğitim alabilir.
Laiklik varsa kadın çalışabilir, üretebilir, karar verebilir.
Laiklik varsa kadın hukuken eşit bireydir.
Laiklik yoksa kadın ya görünmez olur ya da yalnızca itaat etmesi beklenen bir gölgeye dönüşür.
Bugün 8 Mart’ı anarken dünyanın laik düzenin olmadığı coğrafyalarına baktığımızda tablo ağırdır:
Afghanistan’da kız çocukları eğitimden uzaklaştırılır. Köle olarak satılır.
Iran’da kadınlar yaşam biçimleri nedeniyle baskı görür.
Irak’ta yıllardır süren istikrarsızlık en çok kadınları ve çocukları vurur.
Kadının geri bırakıldığı her yerde eşit yurttaşlık zayıflar.
Hukuk yara alır.
Toplum içten içe çürür.
Ülkemizde laiklik kavramının yeniden tartışmaya açıldığı günlerden geçiyoruz. Aynı dönemde artan kadın cinayetleri, çocuk istismarları ve şiddet olayları bize bir şeyi hatırlatıyor: Eşitlik zedelenirse, en çok kadın zarar görür.
8 Mart yalnızca çiçek verilen bir gün değildir.
8 Mart, eşit yurttaş olma hakkını hatırlama günüdür.
Bir kadının yalnızca kadın olduğu için geri bırakılmadığı bir düzeni savunma günüdür.
Bu yazıyı yazarken, laikliği kadınların hayatı üzerinden anlatan o cümleden ilham aldım:
“Laiklik kadındır.”
Çünkü umut hâlâ var.
Bu topraklarda kız çocukları hâlâ okumak istiyor.
Kadınlar hâlâ üretmek, söz söylemek, karar mekanizmalarında yer almak istiyor.
Ve biz biliyoruz ki;
eşitliğin olduğu yerde umut vardır.
Laikliğin olduğu yerde kadın vardır.
Kadının olduğu yerde ise hayat vardır.
8 Mart’ta umudu büyütmek dileğiyle…