Buket Işıkdoğan Köse
  1. Haberler
  2. Siftahın, Bereketin ve Vefanın Adı: Ahilik

Siftahın, Bereketin ve Vefanın Adı: Ahilik

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bazı kelimeler vardır; içinde koskoca bir kültürü, bir yaşam biçimini, hatta bir ahlak anlayışını taşır. Ahilik de onlardan biridir.

Bugün Ahilik Haftası vesilesiyle bir kez daha hatırlıyoruz Ahilik kültürünü. İlk bakışta esnaf ve sanatkârların oluşturduğu bir teşkilat gibi görünse de aslında Ahilik, bundan çok daha fazlasıdır. Ahilik; dürüstlüğün, emeğin, alın terinin, dayanışmanın, paylaşmanın ve insanı merkeze alan bir anlayışın adıdır.

Anadolu’da yüzyıllar boyunca esnafın yolunu aydınlatan bu kültürün temelinde yalnızca “iyi mal üretmek” ya da “iyi ticaret yapmak” yoktur. İyi insan olmak vardır. Kazancını helalinden kazanmak, müşteriyi aldatmamak, ölçüde ve tartıda hile yapmamak, komşusunu gözetmek, ihtiyaç sahibinin yanında olmak, ustasından öğrendiğini çırağına aktarmak…

Ve belki de en güzeli; “Ben kazandım” demek yerine, “Biz kazandık” diyebilmek.

Ahilik geleneğinde bir esnafın dükkânının kapısını açması, yalnızca ticaret yapmak anlamına gelmezdi. O dükkân aynı zamanda güvenin, sohbetin, komşuluğun ve dayanışmanın bir parçasıydı.

Eskilerden anlatılan güzel bir söz vardır:

“Komşum siftah etmedi, müşteriyi ona gönderdim.”

Bugünün hızlı tüketim dünyasında kulağa ne kadar uzak geliyor değil mi?

Oysa bu cümlenin içinde büyük bir insanlık dersi var. Kendi kazancından önce komşusunun rızkını düşünebilmek… Ahilik tam da böyle bir anlayışın üzerine kurulmuştu.

Belki de bu yüzden eski çarşıların başka bir ruhu vardır.

Bir dükkâna girdiğinizde yalnızca alışveriş yapmazsınız. Bir hikâyeye dokunursunuz. Tezgâhın arkasındaki insanın yıllarını, emeğini, ustasından öğrendiklerini, babasından devraldıklarını görürsünüz.

Bornova Büyük Çarşı üzerine yaptığım çalışmalar sırasında bunun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördüm. Yıllardır aynı dükkânlarda ekmeğinin peşinde koşan esnaflarla konuşurken, aslında yalnızca meslek hikâyelerini değil, bir çarşının hafızasını dinledim.

Kimi babasının, kimi dedesinin dükkânında büyümüş…

Kimi çocuk yaşta ustasının yanında mesleği öğrenmiş…

Kimi yıllar boyunca aynı müşterinin kapısından girmesine tanıklık etmiş.

Değişen zamana, alışveriş alışkanlıklarına ve bütün zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışan bu insanlar, bana Ahilik kültürünün yalnızca kitaplarda kalmadığını da gösterdi.

Çünkü Ahilik biraz da ustanın çırağına el vermesidir.

Bir esnafın diğer esnafı düşünmesidir.

Bir müşterinin yıllar sonra geldiğinde hâlâ tanınmasıdır.

Bir dükkânın kapısının sadece müşteriye değil, dostluğa da açılmasıdır.

Bugün teknoloji değişti, alışveriş biçimleri değişti, çarşıların görünümü değişti.

Ama insanın güvenme ihtiyacı değişmedi.

İyi bir esnaf hâlâ yalnızca sattığı ürünle değil, sözüyle, davranışıyla, güvenilirliğiyle hatırlanıyor.

Belki de Ahilik Haftası’nın bize hatırlatması gereken en önemli şey bu:

Meslekler değişebilir, dükkânlar değişebilir, zaman değişebilir; fakat meslek ahlakı ve insanlık değerleri değişmemeli.

Çünkü bir esnafın kazancı yalnızca kasasına giren para değildir.

Arkasında bıraktığı güven, yetiştirdiği çırak, kazandırdığı meslek, komşusuna uzattığı el ve yıllar sonra adının güzel anılması da onun kazancıdır.

Ahilik, işte tam burada anlam kazanıyor.

Bir haftaya sığmayacak kadar büyük bir kültür…

Bir dükkânın duvarlarına sığmayacak kadar derin bir miras…

Ve bugün olduğu kadar yarın da ihtiyacımız olacak bir insanlık anlayışı.

Ahilik Haftası vesilesiyle, alın teriyle ekmeğini kazanan bütün esnaf ve sanatkârlarımızı selamlıyorum.

Siftahımız bereketli, kazancımız helal, komşuluğumuz daim, gönlümüz birbirine açık olsun.

Siftahın, Bereketin ve Vefanın Adı: Ahilik
Yorum Yap
Bizi Takip Edin
Bize Katılın